TR| EN
Online Randevu

Hijyenik Zehirler

Hijyenik Zehirler

By: | Tags: | Comments: 0 | April 3rd, 2017

Ev kedilerinin sağlıklı yaşamalarının önündeki en büyük engel bilinçsizce kullanılan dezenfektan ve ev temizlik ürünleridir. Özellikle titiz ev hanımlarının hastalık derecesinde boyutlara ulaşabilen temizlik ve hijyen merakı, başta kediler tüm ev halkının sağlığını olumsuz etkilediği görüşü ne İsveçli bilim adamları :) nede başka milletlerden bilim adamlarınca nedense pek araştırılmıyor ve tartışılmıyor. Bizim bilim adamlarının, pardon bilim insanlarımızın (kadın bilim insanlarına haksızlık etmeyelim:) ise böyle bir dertleri hiç olmadığı gibi onların çok daha önemli idari işleri olduğunu var sayıyorum :( Böyle hayati bir konuda sayıları bir kaçı geçmeyen bilim insanının yaptığı çalışmalar ise açıklanmıyor, açıklanamıyor. Açıklansa da yeteri kadar duyurulmuyor ve kamuoyu oluşturulmuyor. Bunun olası nedenlerini yazımın sonunda açıklamaya çalışacağım.

Bu yazı konumu ve benim mesleğim gereği kedilerle ilgili de olsa siz Kedicileri ve aynı evi paylaştığınız sevdiklerinizi de yakından ilgilendiriyor. Sırf temizlik ve hijyen merakımız yüzünden, hem kedimize hem de kendimize verdiğimiz zararın boyutu maalesef tahminlerimizin çok çok ötesinde. Umarım bu yazıyı okuduktan sonra evde kullandığımız temizlik ve hijyen ürünlerine bakışınız biraz olsun değişir. En masum ve iyi niyetli duygularımızla evde kullandığımız deterjanlar, temizleyiciler, dezenfektanlar, ki benim bundan sonra kısaca hijyenik zehir olarak adlandıracağım tüm bu ürünlerin en çok etkilediği grup ne yazık ki bebekler ve kediler. Şöyle bir, kendiniz veya çevrenizdeki “çok titiz” insanların çocuklarını ve kedilerini düşünün. O kadar ilgi ve bakıma rağmen neden hastalıktan kurtulamıyorlar? Son yıllarda bebek denecek yaşta çocuklarda sıklıkla rastlanılan kanser vakalarının nedeni, acaba ne olabilir? Ki bebekler bu kimyasalları çoğunlukla solunum yoluyla, kısmen sindirim yoluyla alıyorlarken, kedilerimiz içinse durum çok daha vahim, solunum, sindirim ve direk temasla hijyenik zehirlerin her türlüsü ile kontamine oluyorlar.

“TEMİZLİK MADDELERİ KADAR KEDİLERİN SAĞLIĞINA ZARAR VEREN BAŞKA BİR MADDE YOKTUR’’

Hijyenik zehirlerin kedilere bulaşma yolları:

a) Solunum yolu: Hijyenik zehirlerin kedimizin vücuduna en sık ve etkili girişi solunum sistemi ile olur. Derin temizlik adına içlerinde binlerce farklı kimyasal formül barındıran bu ürünler uygulandıktan bir süre sonra buharlaşmaya başlarlar. İşte bu kimyasalların buharlaşmış halini solumaktan başka çaresi olmayan kedimiz için ilk tehlike çanları çalmaya başlar. Burnunun yerden yüksekliği 20 cm.‘i geçmeyen kedimizin tehlikeye ne kadar yakın olduğunu artık sizin insafınıza bırakıyorum. Evi uzun süre havalandırmanın bu etkiyi azaltacağı düşünülse de hiçbir zaman yok etmeyecektir. Ayrıca bu soğuk kış günlerinde kimsenin evini uzun süre havalandırdığını düşünmüyorum. Ek olarak kötü kokuları temizlediği iddia edilen oda spreyleri de solunum yoluyla kedimizi zehirler. (Kedilerle ilgili olmasa da anlatmadan geçemeyeceğim bir kimyasal var: Klor. Bilindiği gibi başta şehir şebeke sularının dezenfeksiyonunda kullanılan klor hem sıvı hem de buhar hali biz insanlar için çok zararlı. Çok sıcak su ile duş aldığımızda sudaki klor buharlaşır ve biz bunu soluduğumuzda başta solunum sistemi tüm bedenimiz kötü yönde etkiler. Klorlu suya alternatif olmadığı için ılık suyla yıkanmanızı kesinlikle tavsiye ederim. Ayrıca yüzme havuzlarında kontrolsüzce kullanılan klorun, mayolarımız üzerindeki eritici ve soldurucu etkisini düşünecek olursak, derimize neler yaptığını tahmin etmenizin güç olmayacağını düşünmekteyim).

b) Sindirim yolu: Bulaşmanın en tahmin edilmeyen ama en zararlı yolu. Evet kedimiz, bu zehirleri köpekler gibi merak edip yalamaz. Hatta ortamda olduğunu hissedince kaçıp başka odalara saklanırlar. Çünkü kedimiz bizden önce onun zararlı olduğunu hissetmiştir. O zaman ağız yoluyla bulaşma nasıl oluyor? Evimizi temizlediğimiz bu zehirli ürünlerin kedimizin sindirim sistemine nasıl geçtiğini cevabını tahmin edemediyseniz size yardımcı olayım: kendini yalayarak. Süreç kısaca şu şekilde oluşuyor. Siz evin zeminini güzelce çamaşır suyuyla yada başka bir hijyenik zehirle temizlediniz, bir süre sonra kedimiz o zeminde istemeyerek de olsa yürümek zorunda kalacak, ki başka çaresi yok. Sonraki adım kedimizin her zaman yaptığı gibi kendini temizleme seansının başlamasıyla oluyor ve bulaşma işte bu evrede, patilerine yapışan zehri yalamasıyla gerçekleşecektir. Bizim için geçerli olmayan bu bulaşma şekli kedimizin başta karaciğeri tüm organlarını tahrip ediyor.

c) Temas yolu: Yukarıda anlattığım şekilde hijyenik zehirlere bulaşma, yürürken patilere olduğu gibi yatış pozisyonuna göre, vücudun yere temas eden tüm yüzeylerine bulaşmış oluyor. Ayrıca kendini temizlerken patinin yüz ve kulak bölgesine de sürüldüğü düşünülürse vücudun nerdeyse tamamı bundan etkileniyor. Yeri gelmişken biliyorum ki birçoğunuzun evi yardımcı kadınlar tarafından belli periyotlarla temizleniyor. Onların hijyenik zehirleri kullanmaktaki hoyratlıkları tartışılmaz. Evde yapılan iyi temizliğin kanıtı nedense bu ürünlerin fütursuzca kullanılmasına endekslenmiştir. Hiç düşündünüz mü kedinizin temizlik günlerini ve temizlikçileri neden sevmediğini? Cevap çok basit: pasif değil aktif olarak zehirleniyorlar da ondan. Ancak gidecekleri bir yer yok, malum eve mahkum yaşıyorlar. Bunları neden anlatıyorum burada yazdıklarımı ev işlerinde size yardımcı olan elemanlara da aktarın diye. Siz ne kadar bilinçlenirseniz bilinçlenin uygulamada başarılı olmak için bu şart. En iyisi hijyenik zehirleri eve hiç sokmamak. Ama o zaman evi nasıl temizleyeceğiz diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Bununla ilgili formülleri verememekle beraber, evinizde doğal temizlik için kullanabileceğiniz ürünleri sabun tozu, arap sabunu, karbonat ve sirke olarak sayabilirim. Ama siz de öncelikle titizlik konusunda olmazsa olmazlarınızı değiştireceksiniz. Temizlik ve titizlik kavramları aynıymış gibi görünse de titizliğin ileri boyutları psikiyatrik tedaviyi gerektirecek ölçüde olabildiğini hatırlatırım.

Hijyenik zehirlerin zararlı etkileri:

Evlerde aşırı hijyenik ortamın oluşturduğu en masum etki, bağışıklık sisteminin zayıf düşürülmesidir. Malum bağışıklık sisteminin güçlü olması için mikrop ve bakterilere ihtiyaç vardır. Mikrop olmazsa sistem çalışmaz, çalışmaz ise de kullanılmadığı için gittikçe zayıflar. Bağışıklık sistemin zayıflaması ise bir çok hastalığa davetiye çıkarır. Evlerinde kedi köpek besleyen insanların ve kedi köpekli ortamlarda büyüyen çocukların daha sağlıklı ve dayanıklı olmalarının temel nedeni ev hayvanlarımızın bir ölçüde aşırı hijyenin önüne geçmeleridir. Bu kimyasalların kedimizde etkilediği en önemli ise organ karaciğerdir. Toksinler zamanla birikerek karaciğer yetmezliklerine hatta ölüme neden olur. Çoğumuzun ortak şikayeti aşırı tüy dökülmesinin de kökeninde bunlar vardır. 20 yılı aşan klinisyen meslek hayatım boyunca karşılaştığım bir çok karaciğer, böbrek yetmezliği, sinir ve solunum sistemi problemleri, göz akıntıları, alerji, çeşitli deri problemlerine yine bu kimyasalların neden olduğuna tanık oldum. Çok ileri safhada değilse yukarıdaki hastalıkların evde hijyenik zehirlerin kullanımının kaldırılmasını takiben uzun süre tedavi gerektirmeksizin iyileştiklerini gözlemledim. Ayrıca bir çok kanser çeşidinin oluşumunda etkileri olduğunu düşünüyorum.

Son olarak madem bu kadar zehirle iç içe yaşıyoruz neden bununla ilgili şimdiye kadar hiç uyarılmadık diye düşünüyor olmalısınız. Sigaradan ve alkolden daha zararlı bu kimyasalların etkileri neden hükümetlerce gündeme getirilmedi? Obezitenin zararları yazılı ve görsel medya tarafından hep dile getirilirken niye bu konu bir kez olsun tartışılmadı? Sorular böyle uzayıp giderken cevap yine çok basit… İnsan hayatını hiçe sayan sadece ve sadece parayı düşünen kapitalizmin esiri tekeller. Hepimiz çok istemesek de tv’de reklamları seyrederiz. Her iki
reklamdan birinin hijyenik zehir üreten firmaların reklamı olduğunu düşünecek olursak, sorunun cevabı kendiliğinden ortaya çıkar. Reklam sektörünün medyayı yönlendirdiği bilinmeyen bir şey değil. Medyanın da kendisine en çok kazanç sağladığı sektörü kötülemesini beklemenin ne kadar gerçekçi olduğunun yorumunu size bırakıyorum. Ayrıca bu zehirleri üreten gözünü kâr hırsı bürümüş çok uluslu tekellerin ne kadar güçlü olduklarını,
karları için insan, hayvan ve çevreyi hiçe saydıklarını ve bu uğurda bilimi ve bilim insanlarını bile nasıl  kullandıklarını ve bu işi, dozunu daha da arttırarak devam ettirdiklerini uzun uzun anlatmak isterdim ama bana ayrılan sayfanın sonuna geldim. Gerisini Kedici olan anlar…

Kedici sevgi ve saygılarımla…

Dr. Tarkan Özçetin

Cevap Yazın